Gel emekli olalım endişelerimizden
Bırak adımlarım yavaşlasın umarsızca,
Bir erguvan nefes alayım,
Bir dinlence bahşet bana gülümsemende.
sonra vakit geçecek.
her şey eski düzenine yerleşince, normalleşecekti an…
dokuz altı yollarının zincirli burjuva insanları
tüketecek, tüketecek; ondan da sıkılacaktı tüketmenin sonu olsaydı…
tüketeyi seçenler hep daha fazlasını isteyecek, istekleri giderek artacaktı.
hiç bir zaman yetmeyecek ve fazlasını istyeceklerdi.
bir de tüketmeyi seçmeyenler vardı
onların işi zordu.
hayal olarak nakşedilen tüm imgelere sahip ola ola bu hayata devam etmenin
mutlu etmeyeceğini…
hayallerinin çoğunun kendisine ait olmadığını fark etmiş
zavallı bünyenin yapabileceği ne vardı ki ?
yeni hayaller inşa etmek ?
ya bundan önce heba edilen zaman ?
Yıllarca başarılı olmak ve onay görebilmek ya da bir gruba kabul edilmek için sarf edilmiş zaman…
Aile tarafından kabul edilmek, takdir edilmek…
Toplum tarafından kabul edilmek, takdir edilmek…
Bir şeyler başarabilmek için heba edilen uzunca süren eğitim hayatı ve iş hayatı…
Bu zamana kadar heba edilen bunca zaman ne için vardı, bunları fark etmeni sağladığı için verimli geçmiş miydi ?
En başında fark etmiş olarak yaşasaydın, sallanarak değil de gülümseyerek mi yazardın tüm bunları…
Varolduğunu bilmek, varolduğunu hissetmekti en safi halinde istediğin…
Her otorite bunu sömürdü…
Aile olması gerekene göre inşa etti yolunu…
Toplum büyük ötekinin yoluna göre inşa etti her şeyi.
toplumun kurallarından kaçarken, başka grupların kurallarına gark oldu bünyen…
inançlısı, inançsızlığına..
inançsızı, inançlılığına…
saldırdı…
kurallara uymayınca, hiç bir yere ait olmadın…
kurallara uymayınca, varolamadın…
kurallara uydukça, maskelerin çoğaldı…
maskelerin çoğaldıkça yoruldun…
Kendin olduğun yerleri aradın durdun…
Masal kitapları, turna kuşları, melodiler, kitaplar, kediler, tüm hayvanlar, her dokunduğun ağaç..
merhaba boğaziçi!! tecavüze uğramış halin, iç burksa da her zaman güzelsin…
severken daha ait hissettin bu dünyaya kendini…
sevmek istedin ya onun için hep…
kahkahaların şuh…
doğallığın erkeksi…
keyfin sarhoşluk oldu…
çözümsülüklere çözüm bulma halin dominant…
göz yaşların güçsüzlük oldu…
severken daha ait hissettin bu dünyaya kendini…
sevmek istedin ya onun için hep…
anlamak istedin ya onun için hep farklılıkları…
fanatik kuralların içinde bile sevgi aradın durdun…
belki bir umut dedin ya…
Kim dinler ki şimdi…
Alışmak mı anlamak mı?
Ferit Edgü mü anlar?
Araflık halini Cibran mı anlar ?
Hiç bir yere ait olamadığından, tutunamadığından kim anlar ?
Melodilere sıkıştı ruhun…
Maskelere sıkıştı…
Seyirci kalmak kolaydı, suyun aktığı yöne gitmek en kolayı…
hepsi aynı yöne akıyordu fark etmiyorlardı sadece…
gürül gürül akan bu suyun içinde ters yöne yüzmeye çalışmak kolay mıydı ?
her gücünü topladığında azıcık ilerliyor ama biraz güçsüzleşince yine akan suya kapılıyorsan
başladığın yere dönmüyor muydun ?
evet belki akıntıya kendini bırakmadığın için onlar kadar hızlı gitmiyordun ama sen de gitmiyor muydun?
sonra vakit geçecek.
her şey eski düzenine yerleşince, normalleşecekti an…
yeni hayaller inşa edilecek o zamana kadar zerk edilen her imge ile.
Su akacak ve başladığın yere gelecektin…
görmezden gelirsen dokuz altı yollarının bir yolcusu olarak
mutlu olman gerektiğini düşünürken mutsuzluğunu sorgulayacaktın.
Senin ırmağın bu olmamalı…
bulduğun ilk çağlayandan aşağı bırakmalı kendini…
hayatın şu anlamsızlığında
yosunlara basmalı ayakların.
soğuk sulara atlamalı ve üşümeli…
senin ırmağın bu olmamalı.
Safinaz
O günden bugüne kaç yıl geçti bilmiyorum. Bahçıvan ağacımın şeftalilerini hiç yiyemedi, bundan sonra da yiyemeyecek. Bana yalvarabilir, beni tehdit edebilir, ya da testereyle kesebilir ama bana asla boyun eğdiremez.
Görmedim, duymadım, bilmiyorum
Merhaba Arkadaşlar,
Arkadaşım Özlem Yorgancı’nın Teyzesi için acil O RH + kana ihtiyacı var.
Yarın sabah tekrardan ameliyat olacakmış.Kan verebilecek arkadaşların yardımlarını rica ediyoruz.
Son on gündür ilaç kullanmaması ve son bir yıl içinde dövme yaptırmamış olması gerekiyormuş kişinin.
Özlem Yorgancı
0552 665 96 36
Çapa Hastanesi içinde kan merkezi, girer girmez solda.
Tahassür Talih: Fugue iii
Fugue iii
unutacak mıyım bu beldeyi de ?
alnındaki hatları okudu,
bir bir yüzündeki izlerden geçti:
sıkıntının verdiği kaçamak anlam,
güldüğünde açılan küçük bir çukur,
yanağına düşmüş derin gölgenin
ardından gizlenen keder, irisin dibinde
çöreklenmiş çetrefil bir sorudaydı belki de
bütün yüzüne…
Kitap kurdu
Hurşid ve tahassür
Parmak kuklaları…
Hurşid ile Özlem









